Yeni sezona 2 yıllık yeni sözleşme ve bir Süper Kupa motivasyonuyla başlayan Caner Erkin, her geçen sezon artan performansıyla göz doldurmaya devam ediyor.
Karşılaşmalardaki kazanma hırsı ve oyun becerisiyle takıma müthiş katkı sağlayan oyuncumuz ile, bizi eşi Asena ve oğlu Çınar ile karşıladığı evinde; hazırlık dönemini, sezon hedeflerini, kişisel performansını ve İsmail Hoca’nın takımdaki yeni misyonunu Fenerbahçe Dergisine anlattı.
(Sporcularımız aileleriyle birlikte, “En büyük sponsorumuz taraftarımız” sloganıyla göğüs reklamsız olarak satışa çıkarılan yeni sezon formalarının tanıtımına katkıda bulunuyorlar. Caner Erkin ve oğlu Çınar, bizi, nesilden nesle büyük sevdamızın simgesi olan çubuklu forma ile; Asena Erkin ise beyaz formayla karşıladı.)
Caner öncelikle tebrik ederiz. Takım olarak sezonu Kupa ile açtınız. Bu hem hocamız hem de sizler için güzel bir lig başlangıcı ve motivasyon olacaktır. Maçı değerlendirip hislerini aktarır mısın?
Dediğiniz gibi, sezona kupa ile başlamak mutluluk verici. Bu Kupa’yı çok istiyorduk. 2 senedir Süper Kupa’da mağlup oluyorduk. Takım olarak bu anlamda çok motiveydik. Maça iyi başladık ve sonuna kadar da öyle devam ettik. Pozisyonlara girdik ve rakibimize neredeyse pozisyon vermedik. Her kademede çok iyi oynadığımızı düşünüyorum. O sıcağa ve neme rağmen, tempoyu hiç düşürmedik. Uzatma ve penaltılara kalmadan da işi bitirebilirdik ama bu şekilde nasip oldu. Kaçırdığım penaltıyı hayatım boyunca unutamayacağım. Sonuca etki etseydi gerçekten çok üzülürdüm. Galatasaray’ı yenmek çok güzel bir duygu. Bu sezonki diğer kupalara da talibiz. Sezona iyi bir başlangıç yaptık. Bundan sonra da iyi oyunumuzu devam ettireceğiz. Süper Kupa, taraftarımıza armağan olsun. Bu daha başlangıç!
Kupa demişken, geçen sezonu konuşmadan da geçmeyelim… Geçen sezonu Nisan ayında şampiyon olarak kapattık. Bu senin aynı zamanda Fenerbahçe’deki 2. şampiyonluğun oldu. Geçen sezonki başarıda da senin göz dolduran performansın ve özgüvenin çok önemli rol oynadı. Geçen sene senin açından nasıl geçti?
Evet, Fenerbahçe’deki 4 senemde 2. şampiyonluğumu yaşadım. Buradaki ilk şampiyonluğumun benim için çok özel bir yeri var. Geçen sezonki şampiyonluğum ise; takıma daha çok katkı yaptığımı düşündüğüm bir sezonun neticesinde elde edilen bir Kupa’dır benim için… Her geçen sene kendimi daha çok geliştirdiğimi söyleyebilirim. Kendi istediğim, içime sinen performansa yaklaşıyorum. Bu sezon performansımı daha da ileriye götüreceğim.
Temmuz ayının ortasında Fenerbahçe’deki sözleşmeni 2 yıl daha uzattın. Fenerbahçe’de oynamanın senin için neler ifade ettiğini bizimle paylaşır mısın?
Artık kendimi Fenerbahçe’nin mutlak bir parçası olarak görüyorum ve böyle görmeye devam edeceğim. Zaten taraftar olsun camia olsun beni en içten şekilde sahiplendiler. Ben de onları kendi ailem gibi görüyorum. İnşallah da uzun süreler böyle devam eder.
Sezon tatilinin ardından yoğun bir kamp dönemi geçirdiniz ve bu süreçte 7 tane hazırlık maçı yaptınız. Sepahan maçı hariç hepsinde görev aldın, çok iyi performanslar çıkarttın. Serbest vuruştan Olympiakos’a çok şık bir golün var. Sezon öncesi hazırlık kampında ve hazırlık maçlarında takımın ve kendinin performansını nasıl buldun?
Hazırlık kampı ve maçları takımdaki futbolcuların birbirlerini tanıması ve ısınması için çok önemlidir ancak biz zaten birbirimizi çok iyi tanıyan bir ekiptik. Aramıza Diego katıldı ve kısa sürede onunla da kaynaştık. Performansımıza bakınca da; bir sıkıntı görmüyorum. Hem oyun anlamında hem de taktik motivasyon anlamında hazırlık sürecimizi tamamladık. Bence geçen seneki güzel futbolu kaldığımız yerden herkese izlettirmeye devam edeceğiz.
Her zaman çok dinç ve ataksın. Takımın haricinde ekstra idman yapıyor musun?
Tabii ki… Zaten normal takım antrenmanlarından önce bireysel olarak 1 saat önce yardımcı hocalarımızla beraber, salonda bireysel ekstra antrenmanlar yapıyoruz. Antrenmanlardan sonra da aynı şekilde, frikik ve orta şut çalışmaları yapıyoruz. Özellikle frikik çalışmalarımı geçen seneden beri ciddi bir şekilde sürdürüyorum.
Soma turnuvasının ardından teknik direktörümüz İsmail Kartal oldu. İsmail Hoca zaten camiamızın bildiği, 4 senedir de takımda olan profesyonel bir antrenör olduğu için bir adaptasyon süreci yaşamadan yola devam ediyorsunuz. Yeni görevinde İsmail Hoca’nın sorumlulukları daha da arttı. Sizlerle olan iletişimi, antrenmanlardaki yönetimi önceki görevindeki gibi mi?
İsmail Hoca’nın teknik direktörümüz olması bence takım için büyük bir avantaj. Zaten hem camianın hem de bizim senelerdir tanıdığımız bir isim. Bizim gerek fiziksel gerek psikolojik performanslarımızı yıllardır en ince detayına kadar bilimsel yöntemlerle takip eden bir hocadır. Tecrübeli ve profesyoneldir. Eksiklerimizi ve neler yapmamız gerektiğini biliyor. Bizlerle samimi olan bir hoca. Karşılıklı samimiyet ve saygı çerçevesinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hocamızın da teknik direktör olarak ilk resmi Kupasını verdik. Hepimiz için hayırlısı olsun, güzel bir sezon olacağını düşünüyorum.
Yeni bir sezona başlıyoruz. Fikstür belirlendi. Genelde son haftalarda karşılaştığımız Kardemir Karabük ile bu sezon başlangıç maçı yapacağız. Lige ilk kez katılan takımlar var. Bunun yanı sıra Beşiktaş ve Galatasaray ile ilk yarı deplasmanda oynayacağız. Fikstürü nasıl değerlendirirsin, avantaj olarak gördüklerin neler?
Ben futbolcu olarak; çok fikstüre takılan biri değilim. Tabii ki baktığınızda; Trabzonspor’la, Galatasaray’la, Beşiktaş’la oynayacağımız derbi maçlarını ilk yarı hep dışarıda oynayacağız. İkinci yarı ise derbileri evimizde oynayacağız. Belki bu biraz avantaj gibi gözükebilir ama dezavantaj da olabilir. Çünkü herkes derbiler olarak bakıyor. Bence önemli olan diğer maçlar. Çünkü bu maçlar belirleyici oluyor. Derbi maçlarına zaten futbolcular bir şekilde konsantre oluyor ama diğer kalan takımlara da çok iyi konsantre olup, bu sezonu çok iyi geçirmemiz lazım.
“En büyük sponsorumuz taraftarımız” sloganıyla ilk kez göğüs reklamsız formalarla oynayacaksınız. Bu doğrultuda ayrıca, farklı Fenerium mağazalarında imza günlerinde taraftarlarımızla buluşuyorsunuz. Sen de bu organizasyonların ilk ayağında Maraton Mağazası’nda taraftarımızla buluştun. Çok sayıda katılım oldu. Bu uygulama ve taraftarımızın muazzam ilgisi ile ilgili olarak görüşlerini bizlerle paylaşır mısın?
Fenerbahçe taraftarı inanılmaz! Bugüne kadar şahit olduğum taraftar yapılarıyla kıyaslarsak her anlamda çok organize ve kenetlenmiş bir camia. Fenerbahçe kavramını her şeyin üstünde tutmayı biliyorlar. Biz de onlara ve Fenerbahçemize layık olmaya çalışıyoruz. Formalarımızın sponsoru bence her zaman onlardı. Bu destek her zaman mevcuttu. Onlara teşekkür ediyoruz.
Fenerbahçe’de geçireceğin 2 yılın ardından kafanda planladığın bir rota var mı? Avrupa’ya geri döner misin yoksa Fenerbahçe’de devam edip burada mı bırakmayı hedefliyorsun?
Bu aslında zor bir soru ama şu ana bakıp değerlendirdiğimde; Başkanımla konuşup 2 senelik bir imza attık. 2 sene bittiğinde ise uzun yıllar burada forma giyeceğime inanıyorum. Bir sıkıntı olacağını zannetmiyorum.
Dünya Kupası’nda favori takımın kimdi? Sürprizlerin yaşandığı bir kupa oldu. Almanya’yı bekliyor muydun? Almanların sistemi hakkında neler söylersin?
Almanları bu kadar da beklemiyordum açıkçası… Brezilya belki biraz daha iyi bir şeyler yapabilirdi, Arjantin de Messi avantajını daha iyi kullanabilirdi. Belki Portekiz bile bir sürpriz yapabilirdi ama çok erken düştü.
Biraz da sosyal ve ailesel hayatından bahsetmek isteriz. Çınar sapsarı saçlarıyla ve ifadesiyle sana çok benziyor. Bunların dışında nasıl bir çocuk, aranız nasıl, futbola ilgi duyar mı? Çınar çok hareketli ve konuşkan bir çocuk. Onunla durmaksızın oyun oynuyoruz. Beni hiç bırakmak istemiyor. Tesislere gitmeden önce erken uyanıp 3 saat onunla oyun oynuyorum. Biraz daha büyüdüğünde kamp dönemine ve antrenmanlara arada onu da götüreceğim. Futbola ilgisi var, benim ve takımın sıkı bir takipçisi. Boş vakitlerimde ise eşim ve Çınar’la birlikte gezmeyi seviyorum.
Asena Erkin: “Bayıla bayıla Fenerium ürünü tasarlarım”
Beykent Üniversitesi Tekstil-Moda Tasarımı Bölümü’nde bir yandan eğitimi devam ederken bir yandan da sanat dünyasındaki bazı isimlere moda ve imaj danışmanlığı yapıyor. “Asena 88″ adlı bir giyim mağazasının da sahibi olan Asena Erkin ile; yaptığı işi, aile yaşantısını ve bu kadar koşuşturma arasında nasıl bu kadar güler yüzlü olabildiğini konuştuk. Yeni sezon formalarının yine fark yarattığını da söyleyen Asena, “Teklif etseler bayıla bayıla ürün tasarlarım” dedi.
Asena Hanım; anne olmanın sorumluluğu ve yoğunluğunun yanı sıra, siz de en az eşiniz kadar eğitimini aldığınız kariyerinizi başarıyla sürdürüyorsunuz. Sosyal medyadan takip ettiğimiz kadarıyla, sizi hep de keyifli görüyoruz. Hayat için mottonuz nedir? Sizi bu açıdan daha yakından tanıtabilir misiniz?
Bu hayatta saygı duyulan tek gerçeğin bilgi olduğuna inanıyorum. Sevdiğim alanda kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Bilgim arttıkça yaşam sevincim artıyor. Onun dışında yüzümün gülüyor olmasının en büyük sebebi; ailem.
Fenerbahçe’nin bu sezonki formalarıyla ilgili değerlendirmeniz nasıl?
Fenerbahçe’nin yeni sezon formalarına bayıldım. Her sene olduğu gibi bu sene de favorim çubuklu forma. Beyaz formanın da yaka detayını çok beğendim. Kumaş kalitesi ve reklamsız oluşuyla farkını yine ortaya koymuş.
Bir Fenerbahçe ürünü tasarlamanızı isteseler, kabul eder misiniz? Bayıla bayıla…
Dünya’da giyim tarzını çok beğendiğiniz futbolcular kimler? David Beckham, Caner Erkin, Djibril Cisse ve Pablo Aurrecochea. Uruguaylı kaleci Aurrecochea’nın maçta giydiği çizgi film karakterli formaları dikkatimi çekiyor.
Caner’in maçlarını takip ediyor musunuz? Evet, her maç ailece televizyon başındayız.
Çınar ile anne / oğul ilişkiniz nasıl bir dengede; arkadaş gibi misiniz, mesafe ve sınırlamalarınız var mı?
Genelde arkadaş gibiyiz ve çok eğleniyoruz. Çınar da çok zorlayan bir çocuk değil. Bir bakışla hizaya geliyor.
Çınar’ın spora olan ilgisi nasıl ve babasını model alma gibi bir durumu var mı?
Her erkek çocuk gibi Çınar da babasını örnek alıyor. Futbolu çok seviyor. Evde her gün antrenman yapıyorlar. Çınar 2 ayağını da kullanıyor. Caner de sol ayağını geliştirmeye çalışıyor (Gülüyor…).
Çınar’a bir kardeş düşünüyor musunuz?
Şimdilik düşünmüyoruz. Belki ileride olabilir.












