Şimdi bizim 3 puan veya 1 puan kaybımızı kim telafi edecek? Namoğlu mu edecek? Fenerbahçe’nin bu sene oynadığı 8 maç öncesinde diğer takımların ya yöneticileri ya da başkanları Fenerbahçe maçında hakem ne yapacak diye konuşuyorlar. Biz bir gün konuştuk mu? Hiç hakemlerle ilgili bu maça bu hakem geliyor, şu geliyor, bu oluyor, söyledik mi? Hayır. Bülent Yıldırım’ı değiştirme pozisyonları vardı, ‘hayır değişmesin’ dedik. Biz oynarız. Bizim için fark etmez dedik.
Oyuncular da hata yapar, gol de kaçırırlar. Futbolun içinde bunların hepsi var. Hakem hatası da var. Onu da söylüyoruz. Ama hakeme bu şekilde sahip çıkmak yok. Hata yapmıştır dersin, o şekilde sahip çıkarsın. Cezasını da verirsin. Biz deriz ki hakem de bizim gibi ceza aldı. Oyuncu da aynı şekilde, bir hata yapıyorsa ya oyun dışına gidiyor, ya ada takım ceza kesiyorsa kesiyor. Hoca oynatmıyor. Bunun gibi cezalar uygulanabiliyor. Ama her oyuncu her şeyi doğru yapamaz. Hiçbir oyuncu 11 tane sahaya çıkan oyuncunun hiçbir tanesi Messi değildir. Hepsinin kendine göre özelliği vardır. O özellikleri iyi olduğu içinde Fenerbahçe Kulübü’nde oynuyorlar.
İnşallah Türk sporunun bu önümüzdeki haftalarında hakem hatasız bütün kulüplere de eşit davranan insanların sporu idare ettiği bir dönem yaşar diye temenni ediyorum” şeklinde konuştu.
Ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Başkanımız, Özgür Yankaya’yı duyduklarında hiçbir itiraz etmediklerini söyledi. Başkanımız, “Kimseye itiraz etmedik ki bugüne kadar. Hangi hakeme bakın, 3 Temmuz’u yaşadık. 3 Temmuz’un içerisinde İlhan bey de yanımda. Bir tane Fenerbahçe Spor Kulübü’nden idareci hakemi arayıpta hakemle konuşmuş mu? Veya bir hakemi şikayet etmiş mi? Hep ne demişiz, Federasyon başkanlarına söylemişiz, aman adaletli hakem gönderin, MHK başkanlarına da bunları söyleyin ve iletin. Hiçbir zaman demiş miyiz: ‘Bizi kayırsınlar bizim lehimize böyle versinler, veya bu adamı atayın. Şunu yapın.’ Ne demişiz Cüneyt Çakır gelsin. Niye Cüneyt Çakır demişiz? İnandığımız için gelsin dedik. Yoksa Ahmet gelsin, Mehmet gelsin. Öyle bir şey yok bizde” dedi.
Asbaşkanımız Deniz Tolga Aytöre: “Düzgün yönetim göstermesi için hakemi aramak 60 gün ama federasyon başkanıyla konuşmak şike. Arkadaşlar bunun altından kalkamayız. “ ifadelerini kullandı.
Takımın performansından memnun olduğunu dile getiren Başkanımız, “Takım iyi oynuyor. Gol yollarında biraz şanssızlar, şanssızlar diyelim ama aşarız bunları da. Önemli olan herkesin adaletli olması. Olmuyorsa da onlara sahip çıkmamak lazım ki, işler düzelsin. Yusuf Namoğlu zannediyor ki, hakeme sahip çıktım. Sahip çıkmadın daha kötü yaptın. Şimdi ceza verseler, o cezasıyla hakem bugün kurtulmuş olurdu. Yaptığı cezayı çekti. Kimse de bir şey demezdi. Şimdi cezayı çekmeyecek ama maça gelecek. Nasıl gelecek? Bütün millet ayağa kalkar.” dedi.
Galatasaray Başkanı Duygun Yarsuvat’ın kendisiyle ilgili sözlerinin hatırlatılması üzerine Başkanımız, “Galatasaray Başkanı’nı ben de tanımıyorum. İnşallah tanışırız. Taraftar konusuna ise ben karar veremiyorum onlara devlet karar veriyor. Biz de toplantılarda fikrimizi söyleriz.” şeklinde konuştu.
Kendisine verilen cezalara değinen Başkanımız, “Cezayı verseler ne olacak. Cezayla bir şey düzelir mi? Ben yine geliyorum, bir tek canlı olarak maçı izlemiyorum. Onun dışında her yerde varım. Siz cezalarla ilgili konuşmuyorsunuz. Yazmıyorsunuz ki. Haziran ayında yapılacak Genel Kurul’da gereken soruyu sorarız. Kürsüde konuşuruz ve gerekenleri söyleriz.” ifadelerini kullandı.
Kulübün sahip olduğu araziler ve projeleriyle ilgili bir soru üzerine Başkanımız “Pendik’le ilgili herhangi bir gelişme yok. Kenan Evren Lisesi ile ilgili de biliyorsunuz biz bütün taahhütlerimizi devlete karşı yerine getirdik. Devletten de müracaat ettik, Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu’na gerekli olan bilgileri, her şeyi ilettik. Onlarda bizim haklı olduğumuzu ve bu işin çözülmesi gerektiğini söylediler. Geçen hafta Maliye Bakanı ile görüştüm. Tekrar yine anlattım. Milli Eğitim Bakanı’ndan 1 yıldır randevu istiyoruz, alamıyoruz. Sonunda bu ay randevu bekliyoruz. Bugün kendisini yine aradım, randevu verirse gidip çözeceğiz. Vermezse o zaman mahkemeye gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri haklı haksızı ayırır diye düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.
Tribünlerle ilgili bir soruya Başkanımız “Bu stadın kapasitesi 50 bin. 2 bin 500’ü rakip takım. 22 bin kombine var. Okul tarafı 10 bin. Oranın 4 bine yakını satılmış vaziyette. Orada 6 bin bilet var. Geri kalan 10 bin bilette, ekstra var. Satılan bilet 2 bin. 8 bin tane daha bilet satılacak pozisyonda. Onlar dolsun, ondan sonra o konuyu konuşalım. Kale arkası Migros’ta, maraton üstlerde ve altlarda bilet var. Ondan sonra orayı açalım ” yanıtını verirken, Soma için yapılan yardım konusuna ise “Biz eğitim vakıflarına gereken paraları yatırıyoruz. Eğitim Vakfı kendi öğrencileri seçti ve bize de bildirdi. Onlar burslarına alıp okullarına devam ediyorlar. 7 sene sürecek, yeni sistemle. O süre boyunca öğrenciler burs alacak. “ sözleriyle açıklık getirdi.
Galatasaray derbisinin hakemiyle ilgili söylediği sözlerin duyum değil tahmin olduğunu ifade eden Başkanımız, “Cüneyt Çakır duyum değil, tahmin. Böyle tayin ettiklerine göre sıra ona geliyor. Benim görüşüm o. Ben hiçbir hakeme ne güveniyorum, ne güvenmiyorum. İyi idare eden adama güveniyorum iyi yönetmiyorsa güvenmiyorum. Hiç birini tanımıyorum. Özgür’ün de maça tayin olduğunu statta öğrendim. İlgilenmiyorum çünkü. Kimseyi de öğrenmek istemiyorum. Bizim takımın kadrosunu da statta öğrendim.” şeklinde konuştu.
Bir gazetecinin Volkan Demirel’in Tahkim Kurulu’nda duruşmalı savunma talebinin reddedilmesiyle ilgili bir sorusu üzerine Asbaşkanımız Deniz Tolga Aytöre: “Savunma hakkının kutsallığı konusundaki hassasiyetimiz belli. Bu görevlerden de gelen kişileriz. Netice itibariyle Fenerbahçe talep ettiği duruşma savunma hakkı bugüne kadar en son Raul Meireles dosyasına verildi. O günden bugüne kadar hiçbir duruşma talebimiz kabul görmedi. Diğer kulüplerinde başvuruları kabul görmese az önce başkanımızın dediği gibi hiçbir sıkıntı yok bizim için. Ama sadece Fenerbahçe’nin kabul görmemesi erteleme kararlarının sadece Fenerbahçe’ye uygulanmaması bunlar bizim açımızdan dikkat çekici. Genel kurulda muhtemelen bizimde söyleyeceğimiz iki sözümüz olacak.” ifadelerini kullandı.
Gelecekte federasyon başkanlığı düşünüp düşünmediği üzerine gelen bir soruya Başkanımız “TFF başkanı olmayı hiç düşünmedim. Ben Fenerbahçeliyim, tarafım. Fenerbahçe olduğum için de tarafım. Tarafsız olamam. Ben bunu her zaman söylüyorum. Ben Fenerbahçe’nin aleyhine bir şey gelirse kabul etmem. ” cevabını verirken, şampiyonluk için “Şampiyonluk konusunda fikrim değişmedi. Ne falcıyım, ne bir şeyim. Acele etmeyin. Kazanacağız.” yorumunda bulundu.
Stadımızın isim hakkı üzerine gelen bir soruya “Sponsor konusunda çalışmalar yapıyoruz. Yayın İhalesi konusu için de arkadaşlar çalışıyor. Tespitler yapıyorlar. Biraz daha zaman. O tespitlerden sonra hepiniz göreceksiniz. Sponsorlukta stat ismi yok. Bakın beyler; 30 defa söyledim. 50. defa söyledim. 51’i söylüyorum. Biz statla ilgili isim hakkına bakarken, kulübün bütün varlıklarının değerini ölçmek için bir çalışma yapıyoruz. O çalışma içinde bunu da değerlendirdik. Dedik ki bu kaç lira eder. Kimseye vereceğiz diye çıkmadık.” cevabını veren Başkanımız Aziz Yıldırım, havuz konusunda ise “ Hepiniz bu havuz ihalesinin nasıl yapıldığını nasıl yapılması gerektiğini iyi bilmeniz lazım. Kanunen havuz ihalesini yayın ihalesini yapma yetkisi federasyona ait. Ama bunun yayınlatıp yayınlatmaması hakkı kulübündür. Kulüple anlaşamazsa federasyona yayınlatmayabilir. Bu da kulübün hakkıdır. Yarin diyelim ki ‘Fenerbahçe’ye 5 milyon veriyorum’ dedi bende kabul etmiyorum. Nasıl yayınlayacak? Bu hak kulübündür. Bunları iyi bilin böyle değerlendirin. Biz şimdi bizim hakkımız bu kadar diyoruz. Biz hakkımızın o kadar olduğunu ispat edeceğiz. Ya bunları değerlendirecekler, ya bunun değeri bu. Nedir bunların yolları; mahkemedir, bilirkişidir. Tespit edildikten sonra bunun üzerine konuşmalar yapılacacak. Ya haklısınız bu parayı biz size ödemeliyiz, ya da biz ödemiyoruz demeleri lazım. O zaman biz de ‘yayınlatmıyoruz kardeşim’ deriz. Siz kendiniz ne istiyorsanız yapın. Bu para meselesi değil ki zaten, para istemiyoruz. 37 milyon alıyorum şu an kur düştü, 31 Temmuz’dan bugüne yüzde 20 kurdan dolayı düşüş var. Futbolcuların parası yüzde 20 arttı, havuzdan alacağımız paranın bir kısmı TL olduğu için o kısımda yüzde 20 düştü. Fenerbahçe’nin şu anda aldığı para 33-34 milyon dolarlara düştü. Durum bu.” değerlendirmesinde bulundu.
Sözlerine “Boş konuşmayız. Dayanağı olmadan laf söylemeyiz.” şeklinde devam eden Başkanımız kulübün harcamaları ve vergilerle ilgili “Bugün Kulüpler Birliği gidip devlete anlatması lazım. Yüzde 7 Gençlik Spor para kesiyor. Niye kesiyor? Anlatması lazım. Yüzde 25 saha gelirlerinden forma gelirlerinden Gençlik Spor para istiyor, niye istiyor. KDV yüzde 18. Sinemaya gidiyorsun yüzde 8. Yüzde 8’e inmesi için çalışma yapması lazım. Daha önce anlattım. Voleybolda gençler ligi oynanıyor, gençler liginden yukarıya puan getiriyorsun. Gençler ligi ile üst ligin ne alakası var. Üst ligde sen öndesin gençler liginde senin takımın orta sırada puanı yoksa onu yukarıya taşımıyorsun, aşağıya düşüyorsun. Bunları medyanın incelemesi lazım. Kız basket, erkek basketinde buna bir kısmı dahil. Voleybolda erkekte kızda yayın hakları var. Türkiye Kupası hakları var, isim hakları var. Bunlardan kulübe hiç para gelmiyor. Bakıyorsun Avrupa’da Fenerbahçe Grundig, Grundig’e de teşekkür ediyorum. Sponsor desteğiyle oynamaya çalışıyoruz. Grundig olmadığı zaman Fenerbahçe’de gidemez. İller Bankası Sarıyer neyse Fenerbahçe’nin bütçeleri de oralara düşer. Bazı gerçeklerle siz basın olarak ilgilenmiyorsunuz siz ancak dedikodu olacak; veya o söyledi o söylemedi. Siz bunları inceleyin spora destek olun tespit edin. Federasyonlar için özerk diyorlar, federasyonları inceleyin ortaya koyun. Bize niye para vermediklerini bir sorun bakalım. Devletin salonunu 5 bin liraya kiralıyoruz, devletin yüzme havuzlarını kiralıyoruz. Amatör olan küçük semtlerin takımlarına diyelim 20 liraya veriyor, bize 80 liraya veriyor.Biz nereden bulacağız bu paraları. Olimpiyatta olunca şampiyonlukta olunca bizim sporcularımız gidiyor. Türkiye’yi temsil ediyorlar. Biz bundan gurur duyuyoruz. Açık açık söylüyoruz yarın biz bunları küçültmeye başladığımızda siz yazacaksınız. Kapatıyolar, küçültüyorlar. Ne yapalım para yok. Bu çocuklara amatörlere ödediğimiz paraların hepsinde stopaj ödüyoruz. Hepsinin vergilerini ödüyoruz. Nerden alıyoruz gidip bankadan alıyoruz. Burayı kapatmaya çalışıyoruz. Sezon sonundan itibaren artık Fenerbahçe için gidipte bu branşlar için bankadan para almam. Başkanlığa devam edersem bunu yapacağım. Devlet bana takviye yapacak. Destek olacak, bende bir kısım bulup yaratacağım. Futboldan gelen gelirden buraya aktarma yapmayacağız. Küçüleceğiz ya da kapatacağız. Şampiyon olunca bize bir şey vermiyorlar. Sporcu atletizmde birinci oluyor, kulübe diyelim ki 100 milyar veriyorlar; sporcuya da 100 veya 150 veriyorlar. Bizde o 100 bin TL’yi sporcu birinci olduğu için sporcuya veriyoruz. Oradan kulübe de bir gelir yok. Hiç biriniz yazmıyorsunuz. Türk sporu için ne yapmamız lazım, her şey futbol değil yani. Futbola odaklanmışsınız hakem attı, atmadı; yaptı yapmadı. Dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yok. Önümüzde Almanya var. Fransa, İtalya, İngiltere var. Al oradan bir tanesini gel uygula. Bitti. Yanlış yanlış işler yapıyoruz, durmadan düzeltiyoruz; başa sarıyoruz. Yanlışlıklar üzerine kulüplerde zarar görüyor; federasyonda görüyor, ülkede görüyor. Gerek yok. Söylediğimiz bu.” şeklinde sözlerini noktaladı.












