Robert Lee (Bobby) Dixon Fenerbahçe’de…
3 sezondur Pınar Karşıyaka’da forma giyen 32 yaşındaki ABD’li gard Sarı-Lacivertlilerle anlaştı.
1.78 boyunda. 16.5 sayı, 4.7 asist ve 3.8 ribaund ortalamasına sahip tecrübeli isim geçen sezon yıllık 450 bin dolar alıyordu, Fenerbahçe ile 1 milyon 250 bin dolara anlaşma sağladı…
Pınar Karşıyaka-Anadolu Efes final serisi sonrası transfer açıklanacak.Dixon’ı Galatasaray koçu Ergin Ataman da istiyordu.
[colored_box color=”eg. blue”]
Bobby Dixon’ın hayatı boyunca karşılaştığı en büyük zorluğun Pınar Karşıyaka’yı şampiyon yapmak olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Hayır, boyunun 1.78 olması da değil hayatındaki tek engel. Bobby’nin 18 saniyede mucize yaratıp kazandığı Efes maçından sonra “Karşıyakalı oyuncular, hayatları bu maça bağlıymış gibi oynuyorlar.” kelimeleri dökülmüştü yazıya. İşte bu cümle, Bobby için mecazi bir anlam taşımıyor. Basketbol onun hayattaki çıkış biletiydi. Kim bilir, tıpkı abisi gibi sokakta yürürken bir çete savaşının ortasında kalıp, vurularak öldürülebilirdi Bobby Dixon. Doğduğu yer, Chicago’nun yoksul aileler için yaptığı lojmanlardan biri, Cabrini–Green. Mahallede çetelerin silahlı çatışmaları o kadar sık oluyordu ki, artık haber değeri bile taşımıyordu. Bobby için mahalleden kurtuluşun iki yolu vardı, ne yazık ki önce yanlış yolu seçti. Bir çeteye dahil oldu ve lise son sınıfa geçeceği yaz, uyuşturucu satarken yakalanıp hapse girdi. “Kendimi böyle bir çıkmaza soktuğum için çok kızgındım. Kendime bir daha bu yola girmeyeceğimin sözünü verdim” diyerek, ıslahevi yöneticileri tarafından hapisteyken bir işe girmesi sağlandı. Postacıda çalışacaktı Bobby. Gece birde kalkıp, iki buçuk saatlik yolculuk sonrası sabah dörtte vardiyaya başlıyor, dağıtım için depoda postaları düzenliyor, sabah 10’da mesai bitince yeniden iki buçuk saatlik yolculukla hapse dönüyordu. Hafta sonları tatilken, hapiste arkadaşlarıyla basketbol oynuyordu. Zaten lisede takımındaydı ama burada yetenekleri bir antrenörün dikkatini çekti. O koç, 17 yaşındaki bu çocuğun bir postacıdan fazlası olabileceğine inandı. Son sınıftayken altı ayı ıslahevinde geçirdiği için, hiçbir üniversiteden burs alamadı. Kankakee Community College’da bir deneme idmanına çıkmasına izin verildi. Tıpkı Eminem’in “Lose Yourself” şarkısının başında dediği gibi, Bobby’nin bir şansı, tek bir fırsatı vardı yani. Ya postacılık kariyerinde ilerlemeye çalışacak, ya da basketbol için kendine yol açacaktı. “Deneme idmanına gittiğimde kendimi kanıtlamaya açtım. Bu fırsatın elimden kaymasına izin veremezdim” diyor Bobby. Harika bir şut performansı sonrasında Dixon takıma alındı alınmasına, ama kadro dolu olduğu için %100 burs elde edemedi. Kalan ücreti karşılayacak parası da olmadığından, yarı burslu girdiği Kankakee’de, ödemesi gereken ücreti okuldan çektiği krediyle halletti. Bobby basketbolcu olmak için büyük bir borcun altına girdi, ancak buna rağmen sezon başladığında işler iyi gitmiyordu. İlk üç maç süre bile alamamıştı. “Dördüncü maçta yedekken oyuna girdim ve 21 sayı attım. Beşinci maçta da 25. O günden sonra kariyerim boyunca oynadığım her maçta ilk beş çıktım” diye anlatıyor kalan hayatını Dixon ve ekliyor: “Bazen düşünüyorum da, şu anda bulunduğum durum inanılmaz.”
İki yıllık programı okul tarihine geçerek bitiren Bobby, küçük okullardan biri olan Troy Üniversitesi’nden burs aldı. Derslerini hiç aksatmadan harika bir öğrenci oldu, mezun olanların yoksullara yardım eden kuruluşlarda çalıştığı “Toplum Hizmetleri” bölümünü bitirerek, okul tarihinin en önemli basketbolcularından biri oldu. Mezun olduğu alanda çalışabileceği birçok yardım kuruluşu vardı, ancak kaderi basketboldaydı Dixon’ın. Hayatında ilk kez Chicago dışına çıkarak Fransa’ya gitti. Polonya, İtalya, yeniden Fransa derken, Avrupa’da oynayan sıradan bir Amerikalı olma yolunda ilerliyordu kariyeri. Sonra bir gün telefonu çaldı ve Ufuk Sarıca’yla tanıştı. Gerisini biliyorsunuz… “Koç Sarıca benim adamım. Eski bir yıldız basketbolcu olması onun halden anlamasını sağlıyor. Bizi ne zaman zorlayacağını, ne zaman rahat bırakacağını biliyor” diye anlatıyor aralarındaki ilişkiyi. Aynı anda aynı şeyi hissetmelerinden anlamalıydık!
[/colored_box]
KÜLLERİNDEN DOĞANLARIN HİKAYESİ
İsmail Şenol · NTVSpor.net
