Prof. Dr. Köksal Bayraktar, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği yeniden yargılama kararı doğrultusunda görülen davada 5. duruşma sonrasında FB TV’ye önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Köksal Bayraktar’ın konuşmasından derlediklerimiz şu şekilde:
Bugün ayrıca şu oldu, çok önemli. Cumhuriyet Savcısı Abdullah Mirza Coşkun çok önemli bir mütalaada bulundu. Abdullah Mirza bey diyor ki ; “Bir suçtan dolayı soruşturma açılabilmesi için bir eylemden dolayı o eylemin, mutlaka suç olarak kanunda belirtilmesi lazımdır”. Aziz Yıldırım olayında ve bütün Fenerbahçe hadisesinde Mart 2011 tarihine kadar Sporda Düzensizliğin ve Şiddetin Önlenmesi hakkındaki kanun yürürlükte olmadığından bunun hakkında soruşturmaya geçilmesi uygun değildir. Suçta ve cezada kanunilik prensibi gereğince bırakınız yargılamanın açılmasını o fiillerle ilgili, soruşturma dahi yürütülemez” diyor.
Bundan giderek çok önemli bir şey daha söylüyor; “Kanunun kabulünden sonra da iletişimin dinlenmesine bununla gidemezsiniz. Niye? Çünkü Sporda Düzensizliğin Önlenmesi adındaki kanunun dinlenmesi Ceza Mahkemesi Kanunu’nda sayılan suçlar arasında yok. Bundan önce biz şöyle bir ikilem karşısında bulunduk. Ve bunu anlatmaya çalıştık ama maalesef olmadı.
Örgüt var denildi. Örgüt olduğu için iletişim dinlenir. Şimdi diyor ki Abdullah Mirza Coşkun, çok güzel bir belirleme. “Bu örgütün işleyeceği ana suç eğer katalog suçlar içinde yoksa örgüt olsun olmasın dinleyemezsiniz” diyor. Ve dolayısıyla kanuna aykırı delili bu şekilde ortaya koyuyor.
4 yıl 4 ay geçti. Tutukluluk halleri, bunları bugün kısmen söyledim. Acılar çektik diye. İnsanların sedye üzerinde taşınması. Müvekkilimiz Aziz Yıldırım’ın her üç günde bir hastaneye yatması, kronik şeker hastalığının ortaya çıkması. Böbrek yetmezliğinin olması. Bütün bunları düşünün bir kişi, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı, Türkiye’nin en güzide kulüplerinden birinin başkanı, Türkiye’de spora yön veren birinin bir yıl boyunca bunlara muhatap olması ne kadar insanlığa aykırı olduğunu, bugün hem bunların muhasebesini yapıyoruz hem de bunun sevincini yaşıyoruz.
Bu mütalaa tarihi bir belgedir. Ayın 9’unda bu kararla taçlanırsa tabi ki Fenerbahçe için bu bir bayram olacaktır. “













