Tarihler 3 Temmuz 2011’i gösterdiğinde şüphesiz ki tüm Fenerbahçeliler için başka bir dönemin kapıları açılmıştı. O günlerin yarattığı maddi ve manevi tahrifatı anlamak ve başka bir pencereden bakabilmek için sözü tribünden gelen birine vermek istedik ve mikrofonumuzu Fenerbahçeliler Derneği Başkanı İlyas Bulcay’a uzattık.
3 Temmuz sürecinde, Fenerbahçe taraftarı muazzam bir direniş örneği sergileyerek takımına destek oldu. Siz o dönemi, bir taraftar olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gerçekten de bu direnişin dünya spor tarihine geçtiğini düşünüyorum.Özellikle başlangıcından itibaren -ta ki direniş içerden ve dışardan bölünüp parçalanma sürecine girene kadar- aynı zamanda Türkiye’nin tarihine de olumlu ve önemli bir katkısı olduğunu düşünüyorum. İnsanların; haksızlığa uğradıklarında, birlikte direnerek adalet istedikleri zaman, hele ki olayın ruhunu iyi anlayabilmişlerse, büyük kitleleri kendilerine inandırabildiklerini hepimize gösterdi ve örnek oldu.

Fenerbahçe yönetiminin süreci yönetmedeki tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce yönetim bu sınavı geçebildi mi?
Fenerbahçe Yönetiminin kendi dışında oluşan bu direnişi iyi analiz ederek onunla bütünleşmeyi başardığını,özellikle Başkanı Aziz Yıldırım’ın uzun dönem buna müthiş bir önderlik ettiğini düşünüyorum. Ancak Fenerbahçe’yi ele geçirmek isteyen zihniyetin; başlangıçtaki yenilgisine sebep olan stratejisinden vazgeçip, onu içerden bölme ve spor alanına ait taraftarlık reflekslerini kullanma stratejisine geçmesiyle, hem yönetim hem de taraftar olarak doğru tepkinin gösterilemediğini görüyorum.Kontrolün “başlangıçta yenilenlere” geçmekte olduğunu hissediyor ve kaygılanıyorum.
Bu davanın siyasi bir dava olduğu konusunda kamuoyunda bir ortaklaşma var.Kim, neden Fenerbahçe’ye böyle bir operasyon düzenledi.
Tartışmasız siyasi bir davadır. Fenerbahçenin ele geçirilmek istenmesinden “doğal” bir şey olamaz. Kulübün; ülkedeki kitlelere ulaşma konusundaki en önemli yapılarından biri olduğu gibi spor ekonomisi ve onunla entegre ekonomik kaynakların kullanımında tartışılmaz bir değeri olduğu ortadadır.Tarih boyunca her türlü siyasetin iştahını kabartmış ve bağları olmuştur. Ama operasyonun “şike” denilen ve hangi renge gönül verirse versin hiçbir taraftarın kendi üstüne konduramayacağı bir suçlama eşliğinde ve bu işten kazanç elde edeceklerini düşünen kesimleri de heybesine alarak yapılması, planlayan siyasetin işbilmezliği ve bu alanı yeterince tanımadığını göstermiştir. Bana göre operasyonun bir iteni vardır. Ki yeterince deşifre olmuş ve tamamı görevden alınmış, bir kısmı da yargılanmaktadır.Ancak bir de tutmayanı vardır. Ki kendi davalarında gösterdikleri cevvalliği bu dava da göstermeyerek henüz kendini aklayamamıştır. 3 Temmuzdan sonra artık başka bir Fenerbahçe vardır.Bizim için bu dava sadece mahkemenin vereceği kararla değil, tüm toplumun haklılığımızı kabul etmesi ve kaybedilmiş tüm maddi/manevi değerlerimizin geri alınması ile sebep olanların hesap vermesine kadar sürecektir.
Gelelim başkanlığını yürüttüğünüz Fenerbahçeliler Derneği’ne.. Derneğin yapısı ve onu bugüne getiren tarihsel süreçten bahsedebilir misiniz?
Türkiye’nin ilk ve en büyük resmi “taraftar” derneği” olan derneğimiz, titizlikle sarıldığı “bağımsızlığını” koruyarak hiçbir siyasi veya ekonomik güç merkezine bağlı olmadan ve hiçbir menfaat peşinde koşmadan sevdalısı olduğu renkler adına “Fark Yaratan bir taraftar” profili oluşturmaya çalışmaktadır.Kendine ait bir anayasası , ilkeleri ve korumaya çalıştığı cumhuriyet değerleri ile son dönemde fazlasıyla öne çıkmıştır.Kendi içinde demokrasiye , taraftar haklarına ve kadınlara verdiği değer taraftarlığın niteliğine ilişkin önemli sıçramalar yaratmakta ve hızlı bir biçimde büyümektedir.
Nasıl bir tribün ve nasıl bir Fenerbahçe özlemindesiniz?
Yasakların olmadığı , 6222 sayılı yasa gibi insan haklarına aykırı uygulamalara neden olan yasalarla değil değil,taraftar temsilcilerinin de içinde yer aldığı kurumların konsensusu ile yönetilen, çetelerin, rant odaklarının ve karaborsanın yer alamayacağı , küfürsüz , şiddetsiz, ama şenlikli bir tribünü özlüyorum. Bu konuda başta taraftarlar olarak her kesime görev düştüğünü biliyorum ve “Başka bir tribün mümkün” diyorum
Futbolda rantın kapısını açan Passolig uygulaması konusundaki görüşlerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?
Passolig’e alt yapı olan 6222 sayılı insan hakları, anayasa ve hukuka aykırı yasa ile daha çıkmadan önce başladığımız mücadele sürüyor.Özellikle bir yargı kararı olmaksızın emniyet ifadesi ile birlikte taraftara verilen spor sahalarına girememe yasağının derhal kalkması gerektiğini düşünüyorum Passolig ise uygulamalardan da görülmüştür ki aslında toplumsal sebepleri bulunan küfür ve şiddeti önleyemediği gibi tribünleri ıssızlaştırarak, ülke insanının en büyük keyiflerinden birini ellerinden aldığı gibi spor ekonomisine ve kulüplere de darbe vurmuştur.Karaborsayı kolaylaştırmış .Trübün cezalarının sürmesini engelleyememiştir.Asıl amacı yandaş bir bankaya rant sağlamak olan bu uygulama kökünden iflas etmiştir Sezon öncesi derhal kaldırılması ve özlenen heyecan dolu atmosfere kavuşulması gerekir. Bu konuda seçim öncesi söz veren siyasi partilere büyük görev düşmektedir.Hem anayasa mahkemesinde bulunan iptal davasının hemde siyasi partilerin sözlerinin takipçisiyiz.
Fenerbahçe 2015-2016 sezonuna yapmış olduğu transferler göz önünde bulundurulduğunda, rakiplerinden daha hızlı bir giriş yaptı. Bu sezon Fenerbahçe’nin ligde ve Avrupa’da şansı nedir?
Süreç nedeniyle oldukça yıpranan ve yaşlanan takımın hemen tamamen değişimi, geçmiş tecrübelerimiz nedeniyle konuşmak için erken olduğunu bize söylemektedir.Transferlerin tamamını görmeden yorum yapmak zordur. Ancak alınan ve alınacak olduğu söylenen oyuncuların heyecan yarattığı ve teknik kadrosu ve yönetilişi ile farklı bir Fenerbahçe izleyeceğimiz tahmin edilebilir. Geçmiş yıllarda haksız bir biçimde Avrupa dışına itilmiş olmanın faturası ve geçen sene hala faili yakalanamamış bir toplu katliam girişiminin de etkisi ile şampiyon olamamanın sonucu 2 ön eleme oynanacak olması bir handikaptır.İlk ön eleme kazasız geçirilirse ve medyaya yansıyan kadro tamamlanırsa dolu tribünlere oynayacak bir Fenerbahçe’den ümitli olmak için çok sebep bulunulabilir.












